17/11/2011Projeler
anasayfa
anasayfa
anasayfa


Azel Mobilya web sitesi tasarımı ve programlaması tamamlandı ve http://www.azelmobilya.com adresinde yayın hayatına başladı. Web sitesi üzerinden Azel mobilyanın üretimini yaptığı ürünler ve çalışmaların detaylarını görebilirsiniz. Programlama dili olarak C# kullanılan web sitesinde .NET framework 4.0 kullanıldı. Veritabanı olarak MS SQL 2008 R2 kullanıldı.

04/11/2011Kur'an
anasayfa
anasayfa
anasayfa

“Kurban” sözcüğü, Arapça bir sözcük olup “yaklaşmak” anlamındadır. Dini terim olarak ise, Allah’ı razı etmek, ona yaklaşmak için yapılan her türlü ameli kapsamasına rağmen,   maalesef yanlış olarak, “Allah’a yakınlık sağlamak amacıyla belli bir vakitte belirli cins ve nitelikteki hayvanı kesme” olarak tanımlanmış ve “bu amaçla kesilen hayvanaverilen ad” olarak kullanılır olmuştur.

TARİHÇESİ:

Tanrıya/ tanrılara insan/hayvan Kurban edilişinin geçmişi kesin olarak bilinmese de insanlık tarihi kadar eskidir diyebiliriz.  Dinler Tarihi incelenirse tüm cahil, ilkel insanların tanrılarına yakınlaşma, onlara şükran duygularını ifade etme veya onların hışmından kurtulabilmek amacıyla Kurban ile ilgileri görülür. Antik yunan dininden tutun da Japon dini Şintoizme, eski Çin inançları ve Hinduizme kadar hepsinde kurban vardır. Ahdi Atik ve incil’de de israiloğullarının sunduğu Takdimelerden sıkça söz edilir.

Cahil insan, korktuğu şeylere, putlarına, totemlerine, ilahlarına hep kurban sunmuştur. Bu kurban kimi zaman, yetişkin insan olmuş, kimi zaman çocuk olmuş, kimi zaman da hayvan (deve, sığır, davar) olmuştur.

22/07/2011Kur'an
anasayfa
anasayfa
anasayfa

MEKKÎ, 3 ÂYET
GİRİŞ:

Asr Sûresi Mekke’de 13. sırada inmiştir. Sûre üç Âyetten oluşmasına rağmen Kur’ân’ın vermek istediği mesajın bir anlamda özetini içermektedir. Kişilerin ve toplumların her çağda mutlu olmalarını sağlayacak temel ilkeleri en özlü biçimde anlatan Asr Sûresi, deyim yerinde ise, kişisel ve toplumsal bunalımlardan kurtuluş reçetesi mahiyetindedir.

22/07/2011Kur'an
anasayfa
anasayfa
anasayfa

MEKKÎ, 8 ÂYET
GİRİŞ:

İnşirah Sûresi Mekke’de, Duhâ Sûresinden hemen sonra, 12. sırada inmiştir. Bu sebeple Kur’ân ilimleri konusunda tanınmış uzmanlardan olan Tavus ve Ömer b. Abdülazîz, Duhâ ve İnşirah Sûrelerini tek Sûre olarak kabul etmişlerdir.

Duhâ Sûresinde peygamberimizin geçmişteki hayatı ve kendisine verilen nimetler hatırlatılmış, ayrıca bundan sonra kendisinden beklenen davranışların bir kısmı açıklanmıştı. Bu Sûrede de peygamberimize verilmiş olan nimetlerin hatırlatılması sürdürülmekte ve kendisinden beklenen davranışların açıklanmasına devam edilmektedir.

Sûrenin tahliline başlamadan önce, Müslümanlar arasına sokulmuş bir hurafe olan شرحالصّدر - şerh-ı sadr = Göğsün Yarılması mucizesinden bahsetmekte yarar görüyoruz. Çünkü bu tür asılsız anlatımların bugüne kadar Müslümanlara nelere mal olduğu herkesin malûmudur.

Peygamberimizin kalbinin ameliyatla açılarak içindeki maddî ve manevî pisliklerin çıkarıldığını ve bunların yerine yüksek faziletlerin konduğunu dile getiren uydurma rivayetlerin, olayın farklı zaman ve yerlerde gerçekleştiğini ifade eden dört ayrı varyasyonu vardır:

Birinci ameliyat, peygamberimiz henüz bebekken sütannesi Halime’nin yanında yapılmıştır. Rivayete göre peygamberimiz o sırada bir süt çocuğu olmasına rağmen seneler sonra bu ameliyatı hatırlamış ve şöyle anlatmıştır:

“Çocuktum, arkadaşlarımla bir derede oynuyorduk. Üç kişi geldi, yanlarında bir altın leğen vardı. İçi karla doluydu. Beni arkadaşlarımın arasından aldılar. Birisi beni yanım üstüne yatırdı. Karnımı yardı. Ben bakıp duruyordum. Hiç acı duymadım. Karnımdan bağırsaklarımı çıkarıp leğende yıkadı. Yine karnıma koydu. Öteki gelip kalbimi dışarı çıkardı. Kalbimin içinden pıhtılaşmış bir kara kan parçasını çıkarıp attı. Sonra nurdan bir mühür çıkarıp kalbimi mühürledi. Sonra kalbim peygamberlik ve hikmet nuruyla doldu. Sonra kalbimi yerine koydu. Üçüncüsü ise karnımın yarılan yerini sıvazlayıp yaramı iyileştirdi. [12-1]

İkinci ameliyat, peygamberimiz on yaşındayken yapılmıştır. Bu ameliyat hakkındaki rivayet, peygamberimiz hakkında uydurduğu yalan hadisler ile şöhret yapmış olan Ebû Hüreyre kaynaklıdır. Buna göre hadise şöyle olmuştur:

Peygamberimiz on yaşından birkaç ay almışken yolu çöle düşmüş. Başının üstünde (gökte) iki adam konuşuyorlarmış. Birisi diğerine “Bu, o mu?” diye kendisini göstermiş. Öbürü: “Evet, bu o” demiş. Sonra peygamberimizi yatırıp kansız ve acısız ameliyatı gerçekleştirmişler. Kalbinden “kin” ve “kıskançlığı” çıkarıp “merhamet” ve “şefkat”i koymuşlar. [12-2]

Üçüncü ameliyatın Hıra mağarasında yapılmış olduğu rivayet edilmişse de nedense senaryolaştırılmamış ve çeşitli kitaplarda ayrıntısız bir şekilde yer almıştır.

Dördüncü ameliyat ise, “Miraç” süreci içinde yapılmış ve Mevâhibü’l-Ledünniyye, İbn-i Kesir gibi daha birçok hadis kitabında geniş ayrıntılarla yer almıştır. Miraç’la ilgili rivayetlerde detaylarıyla anlatılan bu ameliyatın özeti şöyledir:

Peygamberimiz Kâbe’nin yanında yan üstü yatmakta iken üç kişi gelmiş, kimlik tespiti yaptıktan sonra ameliyata başlamışlardır. Ameliyatta göğüs ve kalp zemzem ile yıkanmış, açılan kalbin içine altın leğendeki tastan iman ve hikmet doldurulmuştur. Sonra göğüs kapatılmış ve peygamberimiz cennet bineği olduğu iddia edilen Burak marifetiyle yüce makamlara gönderilmiştir. [12-3]

Gerek bu yalanları uyduranlar, gerekse uydurulan bu yalanları eserlerine koyanlar, farkında olarak ya da olmayarak hem ağır bir günah işlemişler, hem de daha süt çocuğu iken kalbi zemzem ile yıkanıp nur ile mühürlenen peygamberimizi, her seferinde yeniden temizlenmeyi gerektirecek kadar kalbinde kötülük oluşan, uslanmaz, haşarı bir insan olarak göstermişlerdir. Böylece ilk günahlarına bir de iftira suçunu eklemişlerdir.

Ancak; bu yalanların sadece uyduranlar açısından değil, aynı zamanda bu yalanlara inanan muhataplar açısından da olumsuz neticeler doğuracağı kesindir. Bu olumsuz neticelerle karşılaşmak istemeyen bir Müslüman’ın yapması gereken tek şey, aklını kullanmaktır. Aslında her akıllı Müslüman, kalbin ameliyat esnasında yıkanarak kötülüklerden arındırılması ve boşalan yere aklın ve idrakin ürünü olan erdemlerin ve imanın doldurulması gibi mantıksız bir yalanı derhal anlayabilir ve reddedebilir. Aklını kullanmayıp bu yalanlara inananlar ise bilmelidirler ki, Allah, pisliği aklını kullanmayanların üzerine kılacaktır. [yağdıracaktır, bırakacaktır]. (Yûnus Sûresinin 100. Âyeti).

22/07/2011Kur'an
anasayfa
anasayfa
anasayfa

MEKKÎ, 11 ÂYET
GİRİŞ:

Duhâ Sûresi on bir Âyet olup Mekke’de inmiştir. İniş sırasına göre 11. Sûredir.

Peygamberimizin ve vahyin Allah’ın teminatı altında olduğu bu Sûre ile açıklanmıştır.

Ayrıca Fecr Sûresinde değinilen “ikram, yetim, nankörlük” gibi kavramlar, bu Sûrede peygamberimizin hayatından örnekler verilerek pekiştirilmiş ve detaylandırılmıştır.

SURENİN İNİŞ SEBEPLERİ:

Fecr Sûresinin inişinden sonra uzun bir  فترة . fetret döneminin yaşandığı ve daha sonra Duhâ Sûresinin inişiyle bu dönemin sona erdiği iddia edilmiştir. Başka bir ifadeyle, Allah’ın Fecr Sûresinden sonra uzun bir süre peygamberine vahyi kestiği iddia edilmektedir.

Fetretin sebepleri hakkındaki rivayetlerden bazılarını Alak Sûresinin tahlilinde anlatmış, Kur’ân’dan ve tarihî bilgilerden yararlanarak bu rivayetlerin uydurma olduklarını ortaya koymuştuk. Konu tekrar gündeme geldiği için bu kez de İbn-i Kesir’den iki rivayet ele alınarak bunlar incelenecektir:

İbn-i Cerîr Taberî’nin rivayetine gelince, o der ki:

Bize ibn-i Ebû Şevarib… Abdullah İbn Şeddad’dan nakletti ki; Ayşe Allah’ın Elçisi’ne; ‘Ne oluyor, Rabbim sana darıldı mı?’ demiş. Bunun üzerine ve Duhâ Sûresi nazil olmuş. Taberî’nin Ebû Kurayb’den rivayetine göre ise Hadice ‘Durumundan anladığıma göre Rabbinin sana darıldığını sanıyorum’ demiş. Bunun üzerine bu Sûre nazil olmuş.” [11-1]

İlk rivayet incelendiğinde görülür ki, Peygamberimize bu ilk vahiyler geldiği tarihlerde Ayşe henüz bir çocuktu ve peygamberimiz ile bir yakınlığı bulunmamaktaydı. Bu tarihi durum, bu rivayetin çeşitli gerekçelerle uydurulmuş birçok yalandan biri olduğunu göstermektedir.

İkinci rivayete gelince: Hadice’nin peygamberimizle bu şekilde konuşabilmesi için Allah’ın bildirdiği, bir vahiy iniş takviminin bulunması ve Hadice’nin de bunu biliyor olması gerekir. Oysa Kur’ân’ın inişinin belli bir takvime bağlanmadığı herkesin malûmudur.

Özetle, vahyin inişi sırasında bir “fetret döneminin” yaşandığına dair ileri sürülen iddialar tamamen dayanaksızdır. Furgân Sûresinin 32, 33. Âyetlerinde Kur’ân’ın toptan değil, parça parça, azar azar, yeri geldiği zaman indirileceği açıkça bildirilmektedir. Dolayısıyla iki vahiy arasındaki boşluk dönemini fetret olarak değerlendirmek Kur’ân’a ters düşmektedir.

22/07/2011Kur'an
anasayfa
anasayfa
anasayfa

MEKKÎ, 30 ÂYET
GİRİŞ:

Mekke’de inen ve 30 Âyetten oluşan Fecr Sûresi, nüzûl sırasına göre Kur’ân’ın 10. Sûresidir. Sûrenin genel teması üç ana konuyla ilgilidir:

  1. Yüce Allah’ın dünya hayatında insanları hayır, şer, zenginlik ve fakirlik ile imtihan etmesi hususundaki ilâhî kanununun açıklanması.
  2. Ad, Semûd, Firavun ve yandaşları gibi, peygamberleri yalanlayan bazı milletlerin helâk edilmelerine yol açan sebeplerin açıklanması.
  3. Dünyada iken Hakk’a teslim olmuşların ve olmamışların kıyâmet le beraber âhirette karşılaşacakları sahnelerin canlandırılması.

Vahiy süreci devam etmektedir. Her vahiyde peygamberimiz ve dolayısıyla da insanlık ilâhî mesajları almakta, uyarılmakta, uyanmakta ve yavaş yavaş aydınlanmaktadır. Fecr Sûresi bir bakıma onuncu derstir. Artık şafak sökmekte, insanlık küfür ve şirk karanlığından kurtulup tevhit inancının aydınlığına kavuşmaya başlamaktadır. Dolayısıyla bu Sûrenin beşer kalbine iman, takva, uyanıklık ve doğru düşünebilme perspektifi telkin eden etkileyici bir özelliği vardır.

22/07/2011Kur'an
anasayfa
anasayfa
anasayfa

MEKKÎ, 21 ÂYET
GİRİŞ:

Adını birinci Âyetteki el-leyl sözcüğünden alan Sûre, 9. sırada inmiştir.

Daha önce inen sekiz Sûrede genellikle âhiret inancı üzerinde durulmuş ve bu inanca sahip olmayanlar cehennem ile tehdit edilmişti. Rabbimizin benzer uyarıları bu Sûrede de devam etmektedir. Ancak bu uyarılar insanların ahretle ilgili tutumlarından dünyadaki davranışlarına doğru yönelmeye başlamış ve detaylandırılmıştır.

SÛRENİN İNİŞ SEBEBİ:

Sûrenin iniş sebebi hakkında birçok rivayet ortaya atılmış ve özellikle 17–20. Âyetlerinde tasvir edilen karakter özellikleri, Ebû Bekir, Ali, Bilâl, Ebû Dahdah, Ümeyye b. Halef gibi o günlerde yaşamış olan kişilerle özdeşleştirilmek istenmiştir. Oysa Tebbet Sûresindeki Ebû Leheb örneğinde olduğu gibi kişi adları verilmemiş, kişilerin genel karakter özellikleri dile getirilmiştir.

Edebî sanatlar bu Sûrede de zirve noktadadır. Ortaya konan bu edebî mucizenin ileri düzeydeki etkisi ile insanlar adeta imana ve İslâm’a çekilmektedir. Bu sanatların hangi sözcükler ve ifade biçimleriyle ortaya çıktığını Türkçe çeviride göstermek mümkün olmamakla birlikte, Sûrelerin hakkıyla anlaşılmasını sağlamak için Türkçe anlamları üzerindeki bazı tezahürleri gösterilmeye çalışılacaktır.

Toplam 6 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.12345...Son »